Yükleniyor
Yükleniyor
Bir zamanlar bizim için endişelenen büyüklerimizin yerinde şimdi biz vardık. Onların gözlerindeki o buruk tebessümü, içlerine attıkları özlemi, gitmesin istedikleri hâlde gitmesi gerektiğini bildikleri o sessiz kabullenişi şimdi daha iyi anlıyordum.
Kızım Antalya'ya doğru yola çıkıyordu. Onun için yeni bir hayat başlıyordu. Yeni arkadaşlıklar, yeni sokaklar, yeni hayaller, belki de hayatının en güzel yılları... Bir anne-baba için evladının büyümesinden, kendi ayakları üzerinde durmasından daha büyük bir mutluluk olabilir mi?
Ama insanın yüreği işte...
Aklımız, "Okusun, öğrensin, kendi yolunu çizsin." derken gönlümüz, "Biraz daha yanımızda kalsaydı." diye fısıldıyor. Çocuklarımızın önüne güzel yollar açmak istiyoruz ama o yolların bizi onlardan uzaklaştıracağını düşününce içimizde bir şeyler eksiliyor.
Otobüsün hareket edeceği an geldiğinde sarılmaların süresi uzuyor. Söylenecek çok şey var ama insan bazen tek bir cümleye sığınıyor:
"Kendine dikkat et kızım."
Oysa bu cümlenin içinde koca bir dünya saklı. İçinde dualar var, özlemler var, endişeler var, umutlar var. İçinde bir ömürlük sevgi var.
Otobüs hareket etti. Bir süre ardından baktım. Belki o da camdan bize bakıyordu. Sonra kalabalık dağıldı, peronlar boşaldı, insanlar kendi yollarına devam etti. Terminal yine bildiğimiz terminaldi. Ama benim için artık biraz daha farklıydı.
Düşündüm de hayat gerçekten bir terminal yolculuğuna benziyor.
Birileri gelir, birileri gider. Bazen beklediğimiz kavuşmalar gerçekleşir, bazen hiç istemediğimiz ayrılıklar yaşanır. Kimi yolculuklar birkaç saat, kimileri bir ömür sürer. Bazı insanlar hayatımıza uğrayıp geçer, bazıları ise kalbimizde hiç ayrılmayacakları bir yer edinir.
Çocukken terminalde beklediğimiz otobüslerin bir gün mutlaka geleceğine inanırdık. Büyüdükçe anladık ki hayatta her bekleyişin bir kavuşması, her ayrılığın hemen ardından bir buluşması olmuyor. Ama insan yine de umut etmekten vazgeçmiyor.
Şimdi kızım Antalya'da kendi hikâyesini yazacak. Biz de burada, onun yolunu gözlerken yeni bir bekleyişin içinde olacağız. Belki bayramlarda, tatillerde, birkaç günlük ziyaretlerde yeniden kavuşacağız. O gün geldiğinde terminalin bir başka köşesinde bu kez ayrılık değil, kavuşma gözyaşları yaşayacağız.
Ve belki yıllar sonra kızım da kendi evladını bir terminalden uğurlarken bugünkü duygularımı anlayacak.
Çünkü hayat böyle bir şey...
Bir zamanlar el sallayan çocuktuk, şimdi el sallanan evlatlarımızın ardından bakıyoruz.
Terminaller değişiyor, otobüsler yenileniyor, yollar kısalıyor ama ayrılıkların hüznü de kavuşmaların sevinci de hiç değişmiyor.
Dün kızımı Antalya'ya uğurladım. Aslında yalnızca kızımı değil, çocukluğumun bir parçasını da uğurladım sanki. Bir yandan onun geleceğine sevinirken bir yandan geçmişimin tatlı hatıralarına sarıldım.
Anladım ki bazı yolculuklar kilometrelerle ölçülmez. Bazıları insanın yüreğinde başlar, orada devam eder.
Yolun açık olsun kızım. Gittiğin şehir sana güzellikler, başarılar ve güzel insanlar getirsin. Bizim evimizin kapısı da gönlümüz de sana her zaman açık. Çünkü insan nereye giderse gitsin, dönüp geleceği bir evi ve kendisini bekleyen bir yüreği olduğunu bilmek ister.
Ve ne güzel şeydir; bir gün ayrılık gözyaşlarıyla el salladığın terminale, kavuşmanın sevinciyle geri dönebilmek...
30.10.26
Ayşe ALGÜN
0 Yorum:
Yorum Bırakın