Tahin Pekmez


226 Görüntüleme

                                                                                                                                                                                                                         

Tahin-pekmez sever misiniz? Ben çok severim. Sevmenin de ötesinde; en uyumlu, en güzel ikililerden biri olduğunu düşünmüşümdür. Aynı zamanda taamların içinde çok iyi bir enerji kaynağı olduğunu da kabul ederim.

              Aslında yiyecek olarak ele alacak olursak; birbiriyle tat ve doku olarak uyumlu pek çok yiyecek bulabiliriz.Hazine sonsuz. Şimdilik konumuz bu değil. Söz konusu olan; kadın-erkek,evlilik bağlamında da karı-koca olarak iki insanın birlikteliği elbette. Bu iki ayrı cinsi, farklı yaratılmış iki varlığı aynı potada eriten, aynı kaba koyup karıştıran ve harika bir eser çıkaran (evlilik-nikah) Yüce Yaradan’a hayran olmamak mümkün mü? Evlilik deyince aklıma tahin-pekmez gibi çok uyumlu ikilinin gelmesi de manidar oluyor. Kadınla erkek söz konusu olunca; birbirini tamamlayan birçok benzetmeyle anmak gelenek olmuş. Bu tanımlamalar bazen farklılıkları ve zıtlıkları ifade eden bazen de benzerlikleri ifade edenlerden seçilir. Ateşle barut gibi, Ay’la Güneş gibi, geceyle gündüz gibi bazen de bir elmanın iki yarısı gibi…

Benim pekmez-tahin ikilisini seçmemin de birçok sebebi var. Bir kere; tahin-pekmez de espri ile söylersek evli gibidirler.

dünya evine giren, evlilik bağlılığına niyet eden karı koca da tahin-pekmez gibidir. Şu bakımdan benzerler: Onları dahi de en uyumlu yapan şey; adeta birbirleri için yaratılmış olmalarıdır. Bu tahin-pekmez için böyleyse; kadınla erkek için nasıl olmasın değil mi? Onlar ezelde de birbirleri için yaratılmış, eş kılınmış ve dünyaya gönderilmiş ruhlar değil midir? Kadın da erkek de birbirleri olmadan yapamazlar, eksik kalırlar ve doğal bir çekimle birbirlerine itilirler. Bu çekimi ve yakınlığı, birlikteliği meşru kılan, sevimli hale getiren nikah ve evliliktir. En azından bizim inancımız ve değerler sisteminde bu böyle. Yoksa her ilişki kendi doğruları, kendi dinamikleri ve kader planındaki kombinasyonları ile yürür gider. Herkes kendi eşini, hayat arkadaşını arar, hayal eder, idealize eder,kriterler koyar. Bazen adına “aşk evliliği”, bazen “mantık evliliği” dense de hep, “bu ikiliye dikkat” dedirtecek uyumlanma ya da uyumlanmama durumu oluşur. Bizler de Hz. Adem ve Hz. Havva’nın çocukları olarak eşlerimizi bulma yolculuğuna çıkarız. biri olmazsa diğeri yarım kalır.

Tahinle pekmezin bir arada verdikleri haz ,tat, enerji, besleyicilik oranı çok idealdir. Bu iş kıvam işidir. İkisi de ayrı ayrı yendiğinde eksik kalır, tatsız kalır. Pekmezin aşırı şekerli,asitli ve keskin tadını tahin dengeler. Pekmezin akışkanlığını dolgun kıvama tahin getirir. Tahinin yavanlığını, damağa yapışan kalın ve yağlı dokusunu, buruk tadını da pekmez akışkan hale getirilir. Aynı karı koca arasında olması gereken dengeli ilişki gibi. Yani her şeyde olduğu gibi burada da kıvam ve tat belirleyici oluyor. Kimyaların uyuşması, mizaçların uyuşması, kültürlerin uyuşması… Artık adına ne derseniz deyin ikisi de birbirinden ayrılmaz. birini görünce diğeri aklımıza gelir, biri bitince diğerini temin eder, tamamlarız. iki ikili de birbirinin tamamlayıcısıdır, destekleyicisidir, hatırlatıcısıdır, arkadaşıdır, kaderdaşıdır… En güzel tat “bir arada iken verdikleri tat” olur. Uyumlu ve muhabbetli eşler de bir arada daha güzeldirler, daha zengindirler, daha neşelidirler, daha güçlüdürler…Daha … Daha…Çünkü evlidirler, aynı kabın içinde,aynı yuvanın içinde, aynı hayatın içinde katıp-katışıp, lezzetle hayata katık olmak için, hayata katılmak için gelmiş gibidirler.

Evlilikte karı-kocanın uyumu da birbirini destekleyen,kucaklayan, yuva olan, yer açan,haz veren, ihtiyaçları karşılayan bir güzelliğe vesile olabilir. Yeter ki niyetler güzel, adımlar bilinçli, seçimler dengeli ve idareli olsun. Evlilikte de doyum varsa; sofradan doymuş ve memnun kalkmak gibi,doyurucu ve umut verici bir enerji doğar. Uyumlu eşler, doyumlu eşler olarak evden huzurla çıkar, huzurla girer. Hep birbirlerini arar, anar, yaşar. Doyum ve uyumun bir arada olmasından çok kuvvetli bir yaşam enerjisi fışkırır. Verimli topraklar gibi, rezervli madenler gibi, üretim, kazanç devam edip gider. Bu uyumdan muhabbet doğar, muhabbetten çocuklar doğar. Böyle karı kocaların muhabbet ve uyumundan sadece çocukları, ev halkı değil, bütün mahalle, bütün sülale feyz alır, nasiplenir. En önemlisi de karı-kocanın kendileri doyar, beslenir, güçlenir, gelişir, bilinçlenir. Tüm olumsuzluklara rağmen mücadele edecek gücü ve azmi kazanır, direnç geliştirir.

Yukarıda da dediğim gibi tahin ve pekmezde kıvam çok önemlidir. Kadın erkek ilişkisinde de kıvam; katışıklık ve homojenlik elde etmek demektir. İkisinin de birbirine oranı(  kadınla erkeğin baskın ve çekinik halleri),güzelce karışmalıdır, pişmelidir. Güzel-çirkin, iyi-kötü, olumlu-olumsuz yanları, huyları da böyledir. Evlilikte iyice karışıp ayrışması, hayra dönüşüp evrilmesi,damıtılması gerekir. Bu karışımdan muhabbet hasıl olur da kıvam bulursa; birinin eksiğini diğerinin kapatması, birinin eksisini diğerinin artıya çevirmesi ya da birinin yetemediği yerde hemen diğerinin devreye girmesi beklenir. Bu muhteşem bir sonuç ve başarı değil midir evliler için? Tüm ilişkiler için? Aile ve toplum için. Ruh sağlığını en çok besleyen, bireyi mutlu eden, ait hissettiren denge de bu ikilinin özdeşleşmesinden, özleşmesinden geçer. Bu böyle… İkisi de evlilik birliği içinde aynı kaba koyulup, aynı kaderi paylaşıp; karışmak, katışmak, alışmak ve yeniden tanışmak zorundadırlar. Bilirsiniz tahinle pekmezi de iyice karıştırıp uygun kıvama getirmezsek; bir süre sonra, tahinin yağı çıkar, pekmez alta çöker, tahin üste çıkar… Kıvamları bozulunca cazibesini yitirir.

Evlilikte de tahin-pekmez gibi “tadından yenmez” uyumu yakalayan eşler için müjdeler vardır. Huzur vardır. Gelecek vardır. Onların ömürleri ne bereketli, ne verimli, ne doyurucudur değil mi? Onların uyumlarına tanık olup, muhabbetlerinden tatmak nasip olan gençlere de evlilik güzel gelir. Adeta ekmeği banıp yer gibi bu lezzetten yiyip doyarak sofradan kalkmak gibi  tatmin edicidir. Bu ilişkinin enerjisinden oluşan bir bereket doğar ki bu bile kanaat duygusu için yeter de artar bile.  sofraya diğer yiyecekler ve nimetler de gelirse ne ala. Daha bereketli daha şenlikli olmaz mı hayat? Bu kadar tahinle- pekmez dedikten sonra, yerken yazdıklarımı hatırlarsınız diye umuyorum. Bir de bu gözle bakın, bu kafayla düşünün olur mu?

Sofranız, eviniz, evliliğiniz ve tüm ilişkileriniz bereketli ve doyumlu olsun.

Yazar

Gönül Nart

0 Yorum:

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *