Karı Koca Arasında


978 Görüntüleme

Halk arasında çok yaygın bir söz vardır bilirsiniz:  “Karı-koca arasına girilmez!” diye. Bu sözün açılımına bakacak olursak bize çok şey söyler. İkisi arasında ne vardır ki bu kadar özel ve korunaklı bir alan oluşsun. Bir bakalım mı orada neler oluyor acaba?

Karı-koca arasında olanlar o kadar özel, o kadar farklı, o kadar özgündür ki; bu ilişki tek başına kocaman bir mahremiyet alanını hak ediyor. Bu anlamda “kırmızı çizgileri” olan, “girilmez!” levhasının gizli olarak hep asılı durduğu, biraz da esrarlı, kutsal bir alan gibidir. Ama bu alanın özelliği kaybolduğunda, yapısı ve özelliği kaybolduğunda da her türlü müdahaleye açık hale gelmesi gelmesi sözkonusudur. Evliliği bitiren sınır da tam burasıdır. Müdahaleye açık, virüslere açık olması yuvayı kolayca yıkıma uğratabiliyor. Dışarıdan üçüncü kişiler, aile yakınları, akrabaların hatta hatta “elalem takımının” karışmasını mübah hale getiriyor.

Şöyle bir inceleyecek olursak; acaba işin tılsımı, büyüsü ve mahremiyeti nereden geliyor bulabiliriz. Karı-koca arasında neler varsa; başlık başlık, inceleyip, derlemekte yarar vardır.

Karı-koca arasında nikah vardır: Her türlü yakınlığı meşrulaştıran, ilan eden, kolaylaştıran bir bağ. Bu nikahla her türlü bağ kurulabilir. Her türlü sıcaklık,i tek vücut olmak, tek yürek olmak, ruh bütünlüğü kurmak mümkün hale getirebilir.

Karı-koca arasında cinsellik vardır: Mahremiyetin dibi, yorgan altı yatak odası sırları ve ancak ikisinin birlikte tadacağı tatları, hazları vardır. Kusurları içinde saklayan, helalle yetinmesini bilen, birbiriyle doyuma ulaşan, vefalı ve kıkır kıkır,fısır fısır güzellikleri vardır. Yalnızca nikahlısının, helalinin anlayacağı sırları, ,işveleri, nazları ve işaretleri, apayrı bir “kuş dili” vardır.doyurup besleyen, eşleri birbirine kenetleyen fiilleri vardır. Evlilik danışmanlarının da vurguladığı gibi, evliliğin bazen yüzde ellisi, bazen yüzde yetmişine varan etkisi denilen yatak mahremiyeti vardır. En çok yakınlık oluşturup, yapıştırıcı görevi olan, yatıştırıcı da olan cinselliğin gücü, efsunu, enerjisi vardır. Eşinin, helali,nin kendine has vücudu, kokusu, dokusu, ten uyumu ve kendi fantazileri vardır. Eşlerin aralarındaki yakınlığı; heyecana ve bağlılığa dönüştürmeye yardımcı olan, dokunmanın gücünü gösteren, sevgi sözleri fısıldayarak güçlenen tatlı hazları vardır. Eline başka el değmemiş, gözü başka haramlarda ve yasaklarda dolaşmamış; kadınım, erkeğim dedirten bekaret ve “kendini sadece eşine saklamak” gibi çok özel hissettiren, birbirine ait hissettiren, tensellikten tinselliğe götüren haller vardır. Cismani aşktan, hoşlantıdan başlayıp, helaline ulaştıran şükür halleri vardır.

karı-koca arasında yatak vardır, çarşaf vardır. yastık-yorgan vardır. Yastıklar çift olsa da ayrılmayan başlar vardır. El ele tutuşmadan uyumayan, küs olsalar bile yatağa barışık girmeye çalışan çiftler vardır. Yataklarını sadece cinsellik ve uyku için değil; sohbet, buluma yeri, dertleşme yeri, günü kurtarma yeri gibi gören eşler vardır. Günü bitirdikleri yerin dinlendiriciliği ile; güne başlamanın enerjisini de veren ortak yatakları, ortak sofraları, ortak aşları ve payları vardır. Sadece cinselliğin ve mahremiyetin saklandığı kapılar değil; mırıl mırıl yapılan sohbetlerin, kafa kafaya verilerek çözülen dertlerin temsili olan ortak odaları vardır. Aşktan da öte, dostluğa dönüşen, hayat arkadaşlığını, yoldaşlığını perçinleyen bağlar vardır.

Karı-koca arasında sadakat vardır: Başka gül koklatmayan, başka göze baktırmayan, başka bie erkeğe ya da kadına ihtiyaç duyurmayan, helali olmak vardır. Birbirini sadece alyansla değil görünmez bağlarla sahibi yapan, selvi boylu, al yazmalısı yapan, evini direği, evinin erkeği yapan birlik vardır. Dirlikle gelen, yazgı ile pekişen, yakınlıkla özelleşen tek eşi vardır. Evinin çatısı yapan, hayranlığı, şirinliği ile, her hali ile sevebilen, beğenen, yetinen bir doygunluk vardır. Başka arayışlara itmeyen sınırlar, keyfe kafi daireler vardır.hesaplaşmalar, vicdani seçimler ve kendine de sadık olan haller vardır. Başkalarıyla kıyaslamaya gerek duyurmayacak olan, sadece kendisinin olan, kendine ayrılmış, kendisi için seçilmiş, alnına yazılmış, ama yüreğine de kaydedilmiş bir eşi vardır.

Karı-koca arasında sırlar vardır: Aileyi birarada tutan, dağılmaktan kurtaran; birbirine bağlayıp bazen de mecbur bırakan sırlar… Birbirine bağımlı kılan sırlar. Geçmiş hayatlarından gelen; bazen günahlar, bazen saklanan gerçekler bazen de yaptıkları gizli saklı işlerden gelen, geçmişten gelip geleceğe taşınan sırlar vardır.

Karı-koca arasında elektrik vardır: Artı-eksi tüm kutuplarıyla, çekme ve itme yasalarıyla kadın-erkek olmaktan doğan zıtlıklarıyla ailenin tüm kılcal damarlarına kadar işleyen(çoluk-çocuk-torun-tombalak-akraba) iletiler vardır. Yüksek gerilim hatlarından, her türlü düşük voltajı dengeleyici; elektrikler kesildiğinde hemen devreye giren jeneratörler gibi,iki çiftin enerjisinden beslenen santraller vardır. Bütün aileye, sülaleye yetecek ,sevgi ve muhabbetten gelen güç kaynakları vardır. Aile hayatını sürdürmeye, canlı tutmaya, sıkıntılı günlerde evi aydınlatmaya yarayan ışıldaklar gibi depo güçleri vardır.

Karı-koca arsında kimya vardır. Mizaçları arasında uyuşan, uyuşmayan yönleri aynı potada eritecek, kaynaştıracak, tanıştıracak yaşantılar vardır. Biri öfkeliyken diğerini yatıştıran dengeler vardır. Zıt görüşleri, zıt mizaçları tutturacak tutkallar vardır.

Karı-koca arasında sevgi-nefret-aşk üçgeni vardır: Bazen “Allah’tan sonra en yakınım” dedirten,” bazen de en büyük düşmanım” dedirtecek ikilemler vardır. Onca yıl aynı yastığa baş koyduktan sonra uzakların uzağına atacak; en büyük savaşları başlatacak, kan davasına çevirecek olan boşanmalar vardır. İntikam ve savaş naraları attıracak kadar gözü dönmüş bir ego, bencillik ve haklılık savaşı vardır. Tepişen, kedi-köpek gibi birbirini yerken ezilen çocuklar, solan hayatlar vardır. En büyük enkazları oluşturan, cinnetle ve nefretle nice canlara sebep olan şeytani öfkeli vardır. Çekişme ve inatlaşmadan doğan gayri-meşru mahkemelik sonuçlar vardır, günahlar ve veballer vardır… Ah’lar veballer, beddualar, affetmemeler vardır. Aynı zamanda da “celladına aşık olmak” gibi; kendisine her türlü şiddeti uygulayan eşten gidemeyecek kadar zayıf iradeler, bağımlı aşk bağları vardır. Cüzdan hesapları, zimmetine para geçirmek gibi, eşinden para çalmak gibi, malları başkasının üstüne almak gibi gayrı-ahlaki, vicdansız ve manasız işler vardır. İllegal ilişkiler, harama bulaşmış ellerle sarmalanan eşler vardır. Harama batmış paralarla beslenen çocuklar, erzaklar vardır.

Karı-koca arasında tutkallar vardır: Çocuklar, anne-babalar, değer yargıları, birlikte yaşanmış ve yaşlanmış anılar, birlikte çekilmiş zorluklar, varlıklar ve yokluklar, birlikte alınmış kararlar vardır. Birlikte yaşanmış kocaman bir hayat ,küçük de olsa kocaman yüreklerde evler, odalar, eşyalar, solunan havalar, birlikte yenen yemekler, birlikte koklanan çiçekler vardır. Aynı yöne bakan gözler, ele ele, omuz omuza,sırt sırta dayanan vücutlar, birbirine destek olan sözler, dokunuşlar, hitaplar vardır. Gece ile gündüz gibi bütünlük içinde, ortak hayatlar, ortak alanlar, ortak amaçlar, ortak sorumluluklar, ortak dertler vardır. Halledilmesi gereken işler vardır İki ucundan birlikte tutup kaldırılacak mesleleler vardır. Sohbet ede ede, danışa danışa, konuşa konuşa çözülecek düğümler vardır. Beraber kaldırılacak cenazeler, yası tutulacak ortak acılar ve kayıplar vardır.

Karı-koca arasında yuva vardır, ev vardır, ocak vardır, kucak vardır, sıcak vardır, çocuk vardır. Aynı evin nefesi olmak, nefesi nefesine karışmak vardır, içini ısıtmak vardır. Üşüyünce hemencecik sarılı verecek bir kucak, bir olup toplanacak kardeş ve çocuklar, doup huzur bulacağı bir ev vardır. Tertemiz bir barınak, yemek kokuları olan ,davet eden bir mutfak vardır.Çoluk çocuğa karışmak, çoğalmak, çekirdekten geniş aileye büyümek,birbirine kol kanat germek, dağ gibi arkasında durmak, sırtını muhkem bir duvar gibi dayamak vardır. Geleceği inşa etmeye çalışan, anne-baba olmaya imkan tanıyan, çocuklarına yeten, hem sınır çizip hem imkan tanıyan, birlikte hareket eden, çocuklarına model olan, önder olan, ışık olan, neşe olan, güven olan eşler vardır. Hayata hazırlayıp yolu açan, tek bir yürek olarak çocuklarının arkasında duran anne babalar vardır.

 Karı-koca arasında aileler vardır: “Benim ailem! Senin ailen!” Kavgası vardır. Flört döneminden,sözden, nişandan, düğünden başlayan; büyük bir aile çekişmesi, sülaleye bulaşan, dünürleri karşı karşıya getiren eşya,altın,düğün salonu, bohça gibi bahanelerin arkasına saklanan uyumsuzluk kavgaları vardır. “bize layık değil! Sana layık değil! Soyumuza layık değil!” denilen gelin-damat adayları vardır. Çok beğenilen, sonra düşman olunan gelin-damat namzetleri vardır. Çok kıskanç kaynanalar, “ben görmedim o da görmesin!” diyesi olan oğlan anneleri, “Sakın kendini ezdirme!” diyen kız anneleri, kızını sevmeyen babalar, oğlunu yöneten babalar vardır. Annesinin ağzına bakan kadınlar ve erkekler vardır. Evin mahremiyetine kadar giren, her şeye karar veren gelin-damat aileleri vardır.

Karı-koca arasında çocuk vardır. Bazen yakınlaştıran,aşkın meyvesi olan; bazen de biten bir evliliğe nefes olmaya yetmeyen çocuklar… Bazen taraf olan, bazen bertaraf olan; bazen can parçası, bazen harcanan çocuklar… Bazen çoğalan kardeş olan, bazen de sevgiyi çoğaltan yavrular vardır. Bazen evliliği besleyen bazen de yoran,yıpratan çocuklar ve sorunları vardır. Çocukların istediği, hak ettiği parlak bir gelecek vardır. Anne-baba olmanın ağır sorumluluğu, onların hayatına olumsuz etki eden yanlışların yükü, vebali vardır. Pişecek aş, getirilecek kazanç vardır.

Karı-koca arasında ego savaşları vardır. Kazananı olmayan,bitmek tükenmek bilmeyen; evlere, ocaklara, komşulara, akrabalara, mahalleye, ülkeye sirayet eden kavgalar vardır. Güç yarışı vardır; ikisinin de gücünü tüketen, enerjisini sömüren, güzellikleri öldüren, umutları tüketen, çekişmeleri sürdüren, ateşe bir odun daha atıp harlayan,horlayan,aşağılayan,kavgalar vardır.

Karı-koca arasında engeller vardır: Zihinsel, fikirsel, düşünsel engeller… İnanç farklılıkları, fikir ayrılıkları… Hayattan ve birbirlerinden beklenti farkları vardır. Tüm farklılıkları uzlaşmaya taşıyacak enerji ve niyet de vardır; çatışmaya dönüştürecek inat ve direnme de vardır. Karı-koca arasında kibirli, nefsani, egoist, narsist olan kötücül duygular da vardır: eğitilmesi gereken, adam olmayı bekleyen, budanması gereken, evcilleşmesi gereken duygular, davranışlar…

Karı-koca arasında yatak odasında başlayıp, adliye koridorlarına taşan; kapı pencerelerden süzülüp komşuların evlerinden duyulan bağırtılar vardır. Bitmek bilmeyen, çocukları da zehirleyen, mutluluğu haram kılan, yaralı enkaz zedeler bırakan, kan davası gibi onlarca yıl, yarım asır süren kavgalar, hakaretler, suçlamalar, çarpılan kapılar, başa kakılan sözler, burnundan getirmeler, bir evi dar etmeler, birbirine mahkum olmalar… Boşanılsa da bitmeyen evlilikler… Dürülmeyen defterler, kapatılamayan hesaplar vardır.

Karı-koca arasında romantizm vardır: Çiçekten, böcekten, mumlardan öte; birbirinin canı, cananı olacak kadar yoğun duygularla beslenecek… Heyecanı canlı tutacak, flört döneminde gibi davranabilecek, sönmeyen cilveler vardır. Tatlı sürprizler, fedakarca paylaşımlar vardır. Kördüğüm olmuş bağlılıklar, birbirini tamamlamalar, yanında yoksa yarısı eksik kalanlar vardır. Birbirini mutlu etme arzusu, memnun etme çabası vardır. Sevdiği şeyleri bilme, sevdiği tatları sunma gayreti veren tanıdıklık duyguları vardır.

Karı-koca arasında huzur vardır, sükunet vardır. Birbirinin evi olmak, vatanı olmak, iklimi olmak vardır. En güzel köşesi, birbirinin karargahı, istirahatgahı olmak vardır. Gözünün içine bakmak, göz bebeği olmak, konuşmadan anlaşmak, ömrünün solmayan gülü olmak… Hem kaçacağı hem de varacağı yer, kürkçü dükkanı olmak… Hem gurbeti hem de sılası olmak vardır. Tende can, canda ruh, ruh da yakını olmak, ruh eşi olmak vardır. Hemhal olmak, bütünleşmek, bir olmak vardır.

 Karı-koca arasında “biz olmak” vardır: Aileyi var eden, bekarlıktan sultanlığa terfii ettiren; işbölümüne,yardıma razı eden merhametli çabalar vardır. İyi günde, kötü günde asla ayrılmayan yürekler vardır. Ekmeği, emeği pay eden; her şeyi ikiye bölüp beraber taşımaya niyet ettiren bağlar, sözler vardır.

Karı-koca arasında çekim yasası gereği; ateşle barut iken, yar ve yaren olmak, bir yastıkta kocamak vardır. “Öteki” olmaktan “Helali” olmaya getiren; her türlü muhabbeti hak eden meşruluk vardır. “Kadınım! ERkeğim!” dedirten iki ayrı cins, birbirinin diğer yarısı, zevci zevcesi, ayakkabısının diğer teki olmak… Tüm yolları beraber aşındırmak vardır. Rolleri, kalıpları, fıtratları,aidiyetleri, kişilikleri yerli yerine oturtan şaşmaz denge vardır. Kadın ve erkek rollerini tastamam yaşayabilecek uygun kalıplar ve ortamlar vardır.

Velhasıl; karı-koca arasında ne varsa ailenin de, toplumun da temelinde o vardır. Çocukların ruhunda da, geleceğin temelinde, harcında da o vardır. Karı-kocalar; kendi aralarındaki en güzel, en dokunulmaz alana neler sığdıracaklarına karar verebilirler. İki olgun insan, iki yetişkin birey, iki yüce ruh olarak nasıl bir birliktelik yaşayacaklarına karar verebilirler. araları sımsıkı mı kalacak; aralarına fersah fersah uzaklıklar mı girecek düşünebilirler. İki güzel insan olarak; binlerce temiz niyet, gerçekleşecek binlerce dua olabilirler. Her evlilik bir gelecek demektir. Her evlilik sayfalarca yazılan, yeni kitaplar, yeni hayatlar, yeni nesiller demektir. Karı-koca kafa kafaya verip sayılanlardan hangi pakete dahil olduklarını görüp, onarılacak şeyleri onarıp, kaldıkları yerden hayata devam edebilirler.

En güzel çiftler, engüzel nesiller olsun diye dua ile…

 

Yazar

Gönül Nart

3 Yorum:

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *