HAYAT MEMAT MESELESİ


1170 Görüntüleme

Yaşıyoruz kendimizce yaşamaya çalışıyoruz. Yoklukların zehrinde gurbetin en derininde.Çaresiz bir annenin ölüm anında gözlerinin perdelenmesini gördüğümüz anlar nasıl oluyorsa,elma şekeri elinde koşuşturan çocuğun mutluluğunu görüp heyecanlanmamız da öyle hayata dair…Rüyalar bile ruhumuzu doyurmazken uykulara kaçış neden?

Gökyüzü grileştikçe kendimizi hüzün kafeslerine hapsediyoruz.Küçük dünyamızın karanlığı yırtan sesi kulaklarımızı tırmalıyor. Aynı beden aynı kalp aynı yokluk. Kuruyan vahamızda çer çöp kalıyor yetinmek için geriye. Her güne merhaba demenin de anlamsız olduğu vakitler, sebepsiz sevinçlerimizi hareket geçiriyor. Yaşanan yılların hatırı adına hüznümüzü perdeliyor. Dargın geçen yalnızlıklarda kollarımızı korkusuzca yaslayabileceğimiz omuz ararken ayak seslerimiz aynı ritmi aynı hızı vermeden adımlıyor bilinmez yolları.Kaçmak çözümsüzlüğü de beraberinde getiriyor.Geride pişmanlıklar,aşkın en deruni tezahürlerini kusursuzluk inşasında kaybediyoruz. Yenilmiş kederin o buğulu bakışları ile gülümsemeye çalışıyoruz. Huzur bulduğumuzliman huzuru veren  dostluklar kalmıyor payımıza. Kalan yapmacık gülüşler, göstermelik yaklaşımlar o kadar. Unutmuşum unutulması gerekeni. Karışılmamış dokunulmamış hal kalmamış ezberimde. Cana can katan derman olan ne varsa atıp en derinlere , coşkulu yarınları avuçlarına bırakmak isterdim. Yerimden yurdumdan azad edilmenin hükmü halinden anlayan bir tebessüm bırakmak yüreğinin en kuytu köşesine. Dirilmek ey ruhum bocalamadan tekrar tırmanmak sarp yokuşları.

     Haftalar ellerimde ufalanıyor. Toz muyum bulut muyum hangi kapanmayan yaranın merhemiyim kim bilir? Buz tutmuş yüreğimin son damlası. Tutunacak dallarım ellerimde kaldı. Ne iklimini yitirmiş mevsimler ne olur olmaz bakışlarında can bulduğum...Ömrüm sebebim sular seller gibi aşina olduğumu sandığım insan cismim sevgi fukaralığında  bocalıyor .Anlık öfkelere kurban verdiğim kaç bahar kalır geriye kaç nefeslik duraklar.. Kazanmak mı? kaybetmek mi? İnsani fıtratımızda gelgitler yokmu ki zaten. Bize verilen anların tadına varmak gerekirken düşünlerimizde boğulmakta neyin nesi… Bu benzersiz serüvende farketmeden o kadar çok deneyim kazanıyoruz ki? Yaşamak anın tadını çıkarıp kalbin ritmini eşitlemek değil mi?

İyi yaşamak için acele et ve şunu bil ki her gün, başlı başına bir hayattır.

Yazar

Ayşe Coşkun Algün

0 Yorum:

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *