Gölgesiz Kalmamak İçin Kök Salmak Gerek


100 Görüntüleme
Dinlemek İçin Tıklayınız. 👉🏻

Hava sıcaklıklarının 40 derecenin üzerine çıktığı bu dönmelerde yurdumuzun birçok bölgesinden yangın haberleri gelmeye devam ediyor. En son Mersin’in Anamur İlçesine orman Yangınları çıktı. Bu kez insanlık adına kaygılarımız artıyor. Acaba kasıtlı mı yapılıyor yoksa dikkatsizlik mi diye. Aslında iki ihtimalde gerçekleşiyor diyebiliriz.

Ebû Mûsâ Radıyallahuanh Anlatıyor:

Medine’de bir ev, geceleyin ev halkı ile birlikte yanmıştı. Durum Peygamber Efendimiz’e haber verilince:

– “Ateş size düşmandır. Uyuyacağınız zaman onu söndürünüz” buyurdular. (Buhârî, İsti’zan 49 ; Müslim, Eşribe 101. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb, 46)

Peygamber Efendimiz bu uyarıyı insanların dikkatli olmalı tedbirli olmaları açısından yapmıştır. Özellikle piknik alanları ormanlık alanlarında gelişigüzel söndürülen yerler bir çok canlının yuvasının yakılması, bir çok kişinin barındığı, bir çok canlının vebalinin üzerinde olduğu gerçeğinin bilincine varılması gerekiyor.

Ormanlarımızı kendi babasının çiftliği misali kullanan insanlara yönelik olarak gerekli tedbir ve cezaların artırılması gerekiyor. Sadece bilindik iki üç cümle sloganvari tavırla bunları çözmemiz çok ta mümkün değil. Çöp atma konusu uzun uzun tartışılması gereken diğer konular arasında. Orman alanlarının en azından belirli bölgelerine kameralar konulup özel orman timleri oluşturarak ve vatandaşlarımızı suç işleyen işleyecek olanlara yönelik bildirilmesi konusunda teşvik edici uygulamalar gündeme acilen alınmalıdır. Yangın söndürme araçlarının artırılarak daha gelişmiş sistemlerle güncellenmesini söndürme işlemini kısaltacak uygulamaların devreye sokulması gerekmektedir. Orman alanlarında daha az yanıcı ağaç türlerinin bundan sonraki süreçte dikimlerinin yapılması da çok önemli. Yani yangında hassas olacak türlerin mümkün mertebe dikiminin engellenmesi gerekiyor. Çam ağaçlarının tutuşurken çok rahat yanma özelliğinin olması, kozalaklarının patlamaya müsait olması da durumu çıkmaza sokan diğer nedenler arasında. Kuraklığın her geçen yıl arttığı artmaya devam ettiği bu dönemlerin en büyük koruyucusu şüphesiz ki ormanlarımız. Ormanların faydaları saymakla bitmez. Yaşamak için ihtiyaç duyduğumuz Oksijen salınımını artırıp ; zararlı havayı emerler.Ekosistemi düzenleme etkisi vardır. Özellikle bölgesel sıcaklıkları dengeleme etkisine sahiptir. Bir nevi klima etkisi diyebiliriz. Küresel ısınmanın önündeki en büyük koruyucu etkenler ormanlardır; Zararlı karbon monoksiti azalttığı için. Yağmurların oluşmasına tarım arazilerinin bu yağmurdan faydalanmasına müsait olan yine ormanlardır. Sellere karşı koruyucu set oluşturdukları için koruyucu özellikleri olup, kökleri ile tutmuş oldukları suyu depolama imkanı sunarlar. Erozyonu önleyerek aşırı rüzgârın tahribatını engelleyici özelliğe de sahiptirler. Kirli toprağı ve havayı temizlerler. Sağlıklı nesiller yetiştirmemizin en büyük aracısı, birçok kişinin geçim kaynağıdır. Mantar kekik, çam sakızı, çam fıstığı toplanan ürünler iş potansiyeli sağlamakta olup yine kütük ve farklı ağaç türlerinin kesim zamanlarında bölge halkına değer katmaktadır. Ruhumuzun nefes aldığı özellikle birçok canlı türüne de ev sahipliği yapan özelliği ile bir nevi yuvasızların yuvası olma amacı da taşımakta.

Ayrıca  Elektrik santralleri ve barajların etrafının da koruma altına alınması hususunda yine ağaçlarımızın ormanlarımızın etkisinin çok büyük olduğu yadsınamaz bir gerçektir.Bu uzunca liste gösteriyor ki, Ormanların biz insanlık için önemi oldukça büyüktür ve onları korumak ve geliştirmek için elimizden geleni yapmamız gerekmektedir.

 Daha bilmediğimiz o kadar çok faydası koruma altına alma gerekçemiz varken bu duyarsızlık neden?

Yaz dönemlerinin bu kadar yakıcı ve kavurucu etkisini vurgulamak için kullanılan ‘’ Eyyam-ı Bahur’’ kavramı özellikle Temmuz Ağustos ayarında daha çok kullanılır oldu. Mevsimlerin eski düzenini kaybettiği açık şekilde uzmanlarca da dile getiriliyor.Yazı yaz gibi kışı kış gibi yaşayamaz olduk neredeyse…

Tatil zaman aralıklarının da aslında zorunlu değiştirilmesi gerekebilir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda çalışmaları olacak mı? Merakla bekliyoruz. Hak veririsiniz ki Eylül Ekim ayın normal sıcak bir ay niteliğinde olup, deniz tatili yapılacak ay konumuna geldi. Mevsimlerin ay ay sonraki aya kaydırma yaptığını söyleyebiliyoruz. Umarım gereken önlemler alınarak daha yaşanılır bir dünyanın kapılarını aralamış oluruz.Daha fazla geç kalmadan keşke dememek için hepimizin elimizi taşın altına koyup harekete geçmemiz gerekiyor.

Yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra… Ancak ondan sonra paranın yenemeyeceğini anlayacaksınız.

Marlo Morgan

 

Yazar

Ayşe Coşkun Algün

0 Yorum:

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *