Suat Kılıç: Toplumsal huzursuzluğun bedelini her zaman iktidarlar öder

Suat Kılıç: Toplumsal huzursuzluğun bedelini her zaman iktidarlar öder


54 Görüntüleme

YENİDEN Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, “Türkiye hukuksuzluk ve hukukun sınırlarını zorlayan yargısal faaliyetler toplumda derin bir endişe ve gerilime neden olmaktadır. Bu tablo toplumun akıl ve kalp sağlığını olumsuz etkileyebilecek boyutlar kazanmıştır. Toplumsal huzursuzluğun bedelini her zaman iktidarlar öder, bizden söylemesi. Dost acı söyler ama hakikati söyler” dedi.

 

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, Genel Başkan Fatih Erbakan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Kılıç, “Bugün bizler açısından özel bir gün. Millî Görüş hareketimizin kurucusu yarım asrı aşan davamızın lideri, yerli, milli, şahsiyetli, devlet adamı, bilim insanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca'mızı vefatının 14’üncü seneyi devriyesinde rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz. Sadece bizler değil, bugünkü iktidar mensupları da dahil olmak üzere birçokları Erbakan Hoca'mızı rahmetle anıyor. Ancak mesele sadece anmak değil, anlamaktır. Erbakan Hoca'mızı anmak güzel ama anlamak daha güzel ve daha anlamlı. Maalesef iktidarın icraatına baktığımızda anlamaktan çok uzak olduklarını görüyoruz, üzülüyoruz. Ramazan'a giriyoruz ama maalesef buruk ve mahzun bir şekilde. Gazze başta olmak üzere. Dünyada milyonlarca Müslüman toprakları işgale uğramış, evleri başlarına yıkılmış, aç bir ilaç olarak giriyor mübarek Ramazan ayına. Yokluklar içinde yoksul ve çaresiz olarak Allah'tan kendilerine ebedi kurtuluş ve huzur diliyor, öz yurtlarında düşman işgalinin bir an önce son bulmasını temenni ediyoruz” diye konuştu.

 

Kılıç, sözlerine şöyle devam etti:

 

“Türkiye'de de maalesef vatandaşlarımızın Ramazan öncesi ekonomik durumu hiç iyi değil. Hiç iç açıcı değil. Ramazan öncesi iyice tırmanışa geçen gıda fiyatları dar gelirli ve yoksul milyonlarca insanımızın belini büktükçe büküyor. Vatandaşlarımız mübarek oruç ayı öncesi hurma, zeytin, kayısı gibi iftarlıkları bile camın gerisinden ancak vitrinden izleyebiliyor. Ramazan pidesi, et, kıyma, kuru yemişler aldı başını gidiyor. Sucuğun, pastırmanın televizyon reklamları dışında yüzüne bile bakılmıyor. Ramazan fırsatçıları da bu arada iş başında. Gıda fiyatları fırsatçıların tek elinde tırmandıkça tırmanıyor. Piyasayı kontrol altında tutması gereken Ticaret Bakanlığı da Ticaret Bakanı da ortada yok. Tarıma destek sağlayarak çiftçiye sahip çıkarak gıda arzını yüksek tutması sebze ve meyve hallerini toptancıları denetleyerek gıda fiyatlarını kontrol altında tutması gereken Tarım Bakanı'nı gören var mı? Maalesef Tarım Bakanı da Tarım Bakanlığı da yok. Bakan çok ama vatandaşın halini gören yok. Temelde meselemiz budur. Bakan çok ama vatandaşın halini gören yok. Bu şartlar altında Diyanet İşleri Başkanlığımız çok ince hesaplar yaparak fitre rakamını açıklıyor. Kaç lira? 180 lira. Harca harca bitmez. Ah Diyanet ah diyoruz. Ah Diyanet. Türkiye'nin anlata anlata bitiremedikleri ekonomik ve sosyal gelişmesinden, kalkınmasından, refahından garip gurebanın fakir fukaranın payına düşen 180 lira. Dört kişilik ailenin iftar ve sahurlarının toplamı 30 gün 43 bin 200 lira. Ya Allah aşkına nasıl çıkacağız bu hesabın içinde? İnsanlarımız Ramazan'ı neyle ve nasıl geçirecek?”

 

Kılıç, “DEM Parti heyeti İmralı'da. Söyledik. Bir daha söylüyoruz. PYD-YPG'nin Suriye'den Türkiye'ye yönelen terörist faaliyetleri son bulmadıkça PKK terör örgütü silah bıraksa ne olur? Bırakmasa ne olur? Zaten militan sayısı yüzün altına düştü diyen kendileri değil miydi? Militan sayısı 100’ün altına düştüyse PKK'dan silah bırakıp bırakmaması niye bu kadar önemli? İsrail Suriye'yi kısmen işgal etti. Kalanını paramparça etti. Dürzilere ayrı devlet, Nusayrilere ayrı devlet, PYD-YPG terör örgütüne ayrı devlet, parçalanmış bir Suriye İsrail'in planıdır ve Türkiye'nin hayrına değildir. Türkiye'ye YPG'nin varlığını kabul ettirmek için tasarlanan göstermelik terör bitti bitiyor adımlarını inandırıcı bulmuyoruz. ABD İsrail ortak yapımı YPG Suriye'de gücünü koruduğu sürece PKK gerçekte hiçbir zaman bitmez, bitirilemez. Asıl olan PKK bitiyorsa PYD ve YPG'nin de eş zamanlı olarak bitirilmesidir. Sınırımıza bir terör devleti kurulacaksa dağlardaki terör örgütünün tasfiye edilmesi terör bitti olarak sunulamaz, pazarlanmaz. Burada Türkiye'yi yönetenlerin gözü açık ve dikkatli olmaları gerektiğini bir kere daha kendilerine hatırlatıyoruz. Millî görüş Türkiye'nin uyandırma servisidir. Biz topluma bu gerçeği hatırlatmaya devam ediyor olacağız” dedi.

 

Kılıç, “Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı kastedilerek yapılmış olan açıklamalar. Evet anaysaya göre harp halinde Sayın Cumhurbaşkanı başkomutandır. Cumhurbaşkanı savaş durumunda başkomutandır bu doğru. Ama birincisi savaş durumunda Cumhurbaşkanı başkomutandır. İkincisi başkomutan yetkileri savaşla sınırlıdır. Üçüncüsü Türkiye bir savaşta değildir. Başkomutanlık yetkileri muhalefeti susturmak için kullanılamaz. Bu da dördüncüsü. Ve beşincisi böylesine bir gözdağı ve tehdit dili savaş zamanlarında bile kullanılmaz. Baskı ve yıldırma politikaları toplumu ve muhalefeti korkunun ecele faydası yok noktasına getirirse bundan en büyük zararı yine iktidar görür. Sonra da pişman olur ama geç gelen pişmanlığın da faydası olmaz. Bu konuda hukukun sınırları içerisinde kalmasını hükümet yetkililerine biz bir kere daha tavsiye ediyoruz. Zira ortada bir savaş yok. Olursa da inşallah Türkiye bu savaşın sahası da olmaz, tarafı da olmaz. Olacak olan bir savaş öyle dile kolay ama yaşanırken zor bir savaş olur. Allah Türkiye'yi böyle bir savaşın olası bir savaşın dışında tutacak dirayeti ve feraseti bütün yöneticilerimize versin diye Ramazan arifesinde duamızı ben buradan dile getirmiş olayım” diye konuştu.

 

Kılıç, “Belediyelere yönelik uygulama gözaltı mı göz dağı mı, buna bakmak lazım. Çünkü hukuk maddi delile bakar. Somut delil ispatlanabilir gerekçe. Belediye başkanları tutuklanıyorsa gözaltına alınıyorsa maddi delilin ortada olması lazım. Gerekçenin açıkça ortaya konulması lazım bir. İkincisi kaçma şüphesi olmayan kişilerin gözaltına alınması ya da tutuklanması doğru değildir. Evet, gazetecilere imtiyaz sağlanmasın. Belediye başkanlarına imtiyaz tanınmasın. Ama kaçma şüphesi olmayan insanlar da gözaltına alınmasın, tutuklu yargılanmasın. Çok bilinen bir slogan var. Susma, sustukça sıra sana gelecek. Öyle günlere geldik ki, konuşsan da sussan da sıra sana geliyor. Türkiye hukuksuzluk ve hukukun sınırlarını zorlayan yargısal faaliyetler toplumda derin bir endişe ve gerilime neden olmaktadır. Bu tablo toplumun akıl ve kalp sağlığını olumsuz etkileyebilecek boyutlar kazanmıştır. Toplumsal huzursuzluğun bedelini her zaman iktidarlar öder, bizden söylemesi. Dost acı söyler ama hakikati söyler. Yeniden Refah Partisi olarak baştan doğru bir yere konumlandık. Doğruya doğru yanlışa yanlış dedik. Bakın bir kere daha şunu ifade ediyorum ki, toplumsal huzursuzluğun bedelini her zaman iktidarlar öder, bizden söylemesi. Dost acı söyler ama hakikati söyler” dedi.

Yazar

ertehaber.com

0 Yorum:

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *