Yüzlerde yorgun bir tebessüm kalplerde dua…


460 Görüntüleme

     Yüzlerde yorgun bir tebessüm kalplerde dua…

          Yine bir Ramazana kavuşmanın buruk sevinci var üzerimizde. Hala dünyanın bir çok yerinde zulüm gören Müslümanların olduğunu bilmek huzursuz ediyor ruhumuzu. Rabbimizin açlığı düşenin halini anlayalım diye idrak edelim diye farz kıldığı ibadeti bin bir türlü yemek şovlarına çevirdiğimiz yeter ki günü geçirelim tavrıyla aslında anlamını kaybettiğimiz oruç ibadeti. Bakara suresi 183. Ayette Rabbimiz  Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi oruç tutmak size de farz kılındı. Umulur ki böylece günah ve fenâlıklardan korunursunuz buyurmaktadır. Bedenimizin ve ruhumuzun tüm aşırılıklardan kurtulduğu, aslında aciz olmanın ne demek olduğunu ,iradeyi, sınırlarımızı daha iyi kullanmamız gereken ayın adıdır ramazan.

      İnsanları azgınlıktan vurdumduymazlıktan fenalıktan kurtaran açlık ve savaş haliymiş. Aslında bizler kısa bir süre tekrar doyuma ulaşacağımızı bilerek tutuyoruz oruçlarımızı. Evinde gerçekten iftarı midesini de bayram ettirerek orucu eda edemeyenler ne yapsınlar? Yine mi açlık yine mi sefalet diyerek umutsuzca sadece birilerinin getireceği belirli yiyecekleri bekleme umudu mu? Geçen gün bir hocanın konuşmasını dinledim ve o kadar hak verdim ki .Diyordu ki insanlar senin benim verdiğim kurtlu pirince razı olmak zorunda değil vereceksen para ver o ihtiyacını alsın. Sanki fakirse o insanlar verilen kolide çıkanlara razı olmak zorundaymış gibi. Onların ya da çocuklarının belki bu ayda rahat et yemeye ya da çocuklarının çikolata ya da sevdiği meyveleri belki kuru yemişleri yemek istemesi kadar doğal bir şey yok.Ama bizler iyi iş başarmışçasına verdiğimiz 3-5 yiyeceklerle vicdanlarımızı rahatlatmış oluyoruz. Anlamını kaybettiğimiz o kadar değer var ki.Her yıl ibadeti neyin bozduğundan ileri gitmeyen konuşmaları dinlemek bir kez daha Müslümanlığımızı sorgulamamıza neden oluyor? Neyi güzelleştirmeye çalışıyoruz ? unuttuğumuz insanlığımızı mı? Ön yargılarımızı mı? Kaybettiğimiz o içten manevi duygularımızı mı?

Manevi iklimlere kol kanat germemiz gereken bu rahmet ve mağfiret ayı ramazan en güzel fırsat bizler için. Aslında günahlarımızı da terketmek ,farkında olup pişman olmak için de bulunmaz nimet. Bu hazinenin değeri bilip Kuran ayı olduğunun idrakinde geçirebilenler ebedi mutluluğa erişenlerdir.

Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır “Ramazan Ayı gelince, cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulurlar”

 

Bu Hadisi şerif aslında nefsimize hakim olmak için daha büyük kolaylıkları sunuyor bizlere. Sadece 1 ay bir şeylerden uzak dur sonra kaldığımız yerden devam et diye verilmemiş. Şeytanların elinin kolunun bağlandığı çaresi kaldığı bir ayda neler yapılmaz ki? Unutmayalım ki zaman bizi hızlı dönen çarklarında eritmeye devam ediyor. Biz daha kolay kestirmeden nasıl yaparızın derdindeyiz. Sahura kalkmak bile gereksizmiş gibi kabullendirilmeye çalışılmaktadır. Bir bardak su bile olsa sırf Rabbimiz için kalkıp onu kevser niyetine yudumlamanın hazzını ne verebilir? Kalbimizdeki niyeti bozmadan iftarımızı açarken kıtlıktan çıkmış gibi değil de küçük doyumlar yaşayıp midemizin bir kısmını boş bırakabiliyor muyuz? Kalanını ibadet etmek için , o  enerjiyi için kullanmanın ruhumuzu da doyuracağının idrakinde olarak…

       Akşama kadar yatak yorgan yatıp iftara doğru oruç açmanın ne kendimize ne Rabbimize bir faydası yok emin olalım. Ya da iftar öncesi sürekli yemek programları izleyerek mutluluğu  kuracağı lezzet sofralarında aramak…Bunun da hiçbir zaman tatmin sağlamayacağını bilmeli insan. Körler sağırlar birbirini ağırlar hesabı sürekli akrabaların çağrılması orucun ruhunun enerjisinin oraya adapte edilmesi ne kadar doğru?

Zaman oldukça gerçekten evinde tencere kaynamayan kişilerle iftar etmenin gizlerini keşfetmek lazım. Yada öğrencilere evinin kapıları açıp onlara da aile bir el olunacağının …

 Üzerimizdeki ölü toprağını atıp Ramazan ayının en derin iklimini yaşamak dileği ile Ramazanınız mübarek ola…

 Oruç tutmak, bedeninizi arındırır, ruhunuzu besler ve kalbinizi güçlendirir.”     

 

  Hz. Muhammed                    

Yazar

Ayşe Coşkun Algün

0 Yorum:

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *